Güvenli İnternet Hizmeti

25 Temmuz 2011tarihinde Müge Çubukçu tarafından yazıldı

İcadı bir çok açıdan bir devrim olarak nitelendirilen, yepyeni bir çağın başlamasına sebep olan, iletişime farklı bir boyut kazandıran, insanlara dünyanın küçüldüğü hissini veren, günlük hayatın her alanında sürekli olarak kullanılan, sonsuz bilgi kaynağı ve serbest ifade ortamı olarak görülen internet, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun hazırladığı “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar Taslağı” yüzünden, Türkiye’de son günlerde hiç olmadığı kadar konuşulan ve tartışılan bir mesele haline geldi.

Kullanıcıların kendi özgürce ifade etmesini ve istedikleri bilgiye rahatça ulaşmasını sağlayan internet, denetlenmesi en zor iletişim aracı olarak değerlendiriliyor. Sayısız internet sitesi ve sonsuz kullanıcıdan oluşan internet dünyası gerçekten de uçsuz bucaksız görünüyor. Gazetelerin, televizyonların, radyoların sansüre zorlandığı ya da korkudan mecburen oto-sansüre başvurduğu, insanların düşünceleri ya da yazdıkları çizdikleri yüzünden yargılanmadan hapse atıldığı, Türkiye’deki “demokrasi” ortamında ise, muhalif seslerin duyulmasını istemeyen hükümet için internet giderek daha tehlikeli bir hal almıştır. Daha önce de, belirli sitelere olan erişimin engellenmesi durumu bir çok insanın tepkisini toplamış ve bu yasakların delinmesi için türlü yöntemler geliştirilmişti.

22 Ağustos 2011 tarihinde devreye girecek olan filtreleme sistemi, internetin ölümü olarak nitelendiriliyor. Bu sistem aile, çocuk, yurtiçi ve standart paket olarak adlandırılmış olan 4 filtre tipinden oluşuyor. Kişiler, bu filtre tipinden birini seçmek zorunda kalacak ve filtreyi aşmaya çalışmak bile suç sayılacak. İnternet servis sağlayıcıları ise filtrelerin aşımını engelllemekten sorumlu olacak. Bu durum, Birleşmiş Milletler desteğiyle Freedom House tarafından Nisan’da yayınlanan rapora hemen yansımış. İnternet Özgürlük Rapor’unda kötü puanı yükseltilen Türkiye, filtreleme sisteminin devreye girmesinin ardından ise Çin, İran ve Küba gibi internet özgürlüğünün kısıtlandığı ülkelerle birlikte anılacak.[1]

Tüketici hakları kapsamında düzenlendiği söylenen “Güvenli İnternet Hizmeti’nde”, kullanıcılara internetten güvenli hizmet alma seçeneğinin, internet servis sağlayıcılar tarafından sunulacağına işaret ediliyor. Kullanılıcıların istedikleri zaman profiller arasında geçiş yapabilecek ya da standart paketi seçerek mevcut internet kullanımına devam edebilecekleri belirtiliyor.[2] Sürekli olarak bunun bir sansür uygulmadığının altını çizen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer’in söylemini destekleyen ve durumu eksik veya yanlış aktaran haberler de yapıldı. İnternet filtreleme sistemini, çocukları internet kaynaklı fuhuş, uyuşturucu, kumar gibi kötü alışkanlardan korumayı amaçlayan düzenlemeler olarak nitelendiren gazete haberinde, benzer uygulamaların Avrupa Birliği ülkelerinde 15 yıldır var olduğu söylenmiş.[3] Bir yandan, “Güvenli İnternet Hizmeti”, bir müdahale değilmiş gibi yansıtılmaya çalışılırken, diğer yandan ise Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (AGİT) ise bu gelişmelerin medya özgürlüğünü ve bilgiye ulaşımı kısıtladığını söyleyerek, durumdan endişe duyduklarını bildirdi. [4]

Yürürlüğe girecek olan uygulama, yalnızca seçilmek zorunda bırakılacak olan filtreleme sistemi ile de kalmıyor. Bir yandan da, internette 138 kelimenin kullanımına da yasak getiriliyor. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan yapılan bildiriye göre, içinde yasaklı kelimelerin bulunduğu alan adı tahsis edilemeyecek, kullanılamayacak, mevcut olanlara erişim de kapatılacak. Sansür listesi, yalnızca yasaklanan belirli kelimelerle de kalmayarak, bazı ‘müstehcen’ kelimelerin içinde geçtiği diğer kelimeleri de kapsayacak. Böylece erişim engelinin kapsamı oldukça geniş olacak.[5]

“Ses çıkarmamak boyun eğmektir. Platforma katıl.” sloganıyla yolan çıkan “Sansürsüz İnternet” platformu, tüm internet kullanıcılarını, tüm sivil toplumu, hukuk devleti, özgürlük ve demokrasi taraftarlarını; örgütlenmeye, düşüncelerini açıkca belirtmeye, internetle birlikte demokratik protesto ve yürüyüş haklarını barış ve hoşgörü içinde kullanmaya çağırıyor.[6] İnternette sansüre karşı ortak platform deklarasyonu yayınlayan platform, temel hak ve özgürlüklerin engellenemeyeceğini savunuyor ve insanların desteğini bekliyor. Deklarasyon, internet siteleri, dernekler, odalar ve kuruluşların imzalarının yanı sıra çok sayıda bireysel imza da toplamış. Deklarasyonu imza aşamasında, isteğe bağlı olarak isimler gizlenebiliyor. Gizlenmediği takdirde ise, siteye girildiğinde, platforma destek verip, deklarasyonu imzalamış kişilerin isimleri alt alta gözüküyor. İnsanlar bir yandan bu şekilde seslerini duyurmaya çalışırken aslında uygulamalara kimlerin karşı olduğu da, devlet tarafından açıkça  görülebilir hale geliyor. Her hareketin izlenebildiği, kimliklerin kolayca tespit edilebildiği günümüz şartlarında, dünyanın “küresel panoptikona” dönüştüğü söyleniyor. Mahkumların izlenebildiği, gözetlenebildiği şekilde tasarlanmış olan hapishane türüne verilen ad olan panoptikon kelimesi, bilgisayar ve iletişim dünyasındaki gelişmeler sayesinde, toplumlar için de kullanılır hale gelmiştir. Sistem egemenliğinin bir aracı olan gözetlemenin ulaştığı nokta günümüzde korkutucu bir hal almıştır.[7] Düşüncesini ifade etmek isteyen, sesini duyurmaya çalışan insanların bazıları da bu durumdan oldukça tedirgindir çünkü internet ortamında isimsiz olarak yazılan bir yazının bile hangi bilgisayardan yazıldığını ortaya çıkarmak, teknolojik gelişmeler sayesinde oldukça kolay. Böylece hükümetler, hoşlarına gitmeyecek her davranışı ve muhalif hareketleri gözetleme imkanına sahip olmuştur. Bu da kişiler de sürekli izleniyormuş, takip ediliyormuş psikolojisi yaratmakta ve insanları olacaklardan korktukları için geri çekilmeye itmektedir. Demokratik bir ülke olma yolunda ilerlemeye çalışan Türkiye için ise bu tablo var olan çelişkileri gözler önüne sermektedir.  Bir yandan güvenli internet hizmeti olarak sunulan internet filtreleme sistemleri ve insanların gözlemleneceği, diğer yandan internette kullanımı yasaklanan kelimeler ve fikirleri yüzünden tutuklanan insanların olduğu bir siyasi ortamdan söz ediyoruz.

Türkiye’de internetin geleceği ile ilgili insanların kafasında soru işaretleri yaratan düzenlenmeler, her ne kadar iyi bir uygulamaymış gibi gösterilmeye çalışılsa da, büyük bir kesimin tepkisini topladı. Ortak bir eylem kararı alındı ve 15 Mayıs Pazar günü tüm Türkiye’de on binlerce insan özgür bir internet ve gelecek için “İnternetime Dokunma” diyerek sloganlar eşliğinde, ellerinde pankartlarla yürüdü. [8] Böyle bir büyük bir protesto gösterisi ise ana akım medyada çok az yer buldu, hatta Taksim’de yürüyen insanların sayısının 200 olduğu söylendi. Türkiye’de internetin geleceğini derinden etkileyecek bu uygulamalar karşısında, insanlar yeterince bilgi sahibi olmamaktan şikayetçi, sorulamayan ya sa sorulup da cevap alınamayan sorular konusunda endişeli. Bu yürüyüşe katılarak, seslerini duyurmaya çalışan, haklarını arayan ve kendini ifade etmeyen çalışan insanlar karşısında medyanın bu denli pasif ve sessiz kalması ise, korkunun, sansürün zaten çoktan başlamış olduğunun işareti değil mi?


[1] http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=17696399&tarih=2011-05-08

[2] http://www.cnnturk.com/2011/bilim.teknoloji/teknoloji/05/18/btkdan.ayni.nakarat/

[3] http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1136863

[4] http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=17811929

[5] http://www.haberturk.com/polemik/haber/625491-138-kelimeye-yasak

[6] Sansürsüz İnternet, http://www.sansursuzinternet.org.tr/

[7] Ender Helvacıoğlu, Panoptikon’da İsyan!, http://www.yarinlar.net/kultur-bilim/panoptikonda-isyan-ender-helvacioglu.html

[8] İnternetime Dokunma!, http://internetimedokunma.com/

Share/Bookmark

Yorum